Bilgi Bankası

ATATÜRK KÖŞESİ

Atatürk ve Spor Atatürk Adına Düzenlenen Yarışmalar

 

 Türk sporunda Atatürk'ün adına düzenlenen yarışmalar ve futbol maçları ayrı bir anlam , önem ve değer taşır. Bunların arasında en eskisi, 1927 yılından beri yapılagelmekte olan "Gazi Koşusu" at yarışıdır: Ve "Gazi Koşusu" bugün de Türk at yarışı dünyasının en büyük ve en önemli yarışı niteliğini korumaktadır.
Büyük Atatürk'ün Ankara'ya ilk gelişinin yıldönümüne rastlayan 27 Aralık günleri Ankara'da yapılmakta olan "Atatürk Koşusu" yarışması da en eski organizasyonlardan biridir.
       Her iki yarışmanın Atatürk zamanından beri yapılmakta olması da bunlara ayrı bir önem ve tarihi bir değer katar. Yarışçılık dünyamızdaki "Gazi Koşusu" ile Türk atletizmindeki "Atatürk Koşusu" Büyük Atatürk'ün izniyle yapılmaya başlandı ve onun ölümünden sonra da hiç aksamadan sürdürüldü. Bunların dışında uzun bir aradan sonra futbolda son iki yıldır "Atatürk Kupası" düzenlenmeye başlandı. Atatürk'ün ölüm yıldönümü olan 10 Kasım'larda oynanan ilk turnuvada Fenerbahahçe, Beşiktaş'ı 2-0 mağlup ederek kupanın sahibi olurken, son turnuvada Beşiktaş, Galatasaray'ı 2-1 yenerek kupayı müzesine götürdü.

 

Atatürk Koşusu
 
Mustafa Kemal, 19 Mayıs 1919 günü Samsun'a çıktıktan sonra Anadolu içlerine doğru yolunadevam ederek "Milli Mücadele" için çalışmaya başladı. Atatürk, Sivas üzerinden Ankara'ya geldiği zaman, takvimler 27 Aralık 1919'u gösteriyordu . Mustafa Kemal, o gün saat tam 15.05'de Dikmen sırtlarındaki Kekliktepe mevkiinden, aşağıda uzanıp giden, tipik bir bozkır kasabası olan Ankara'yı ilk kez görmüştü.
Mustafa Kemal, bu bozkır kasabasını, başlattığı "Milli Mücadele" nin merkezi olarak seçmişti . Vatanın kurtuluşuna gidecek yol buradan çıkacaktı...
İstanbul'dan ve yurdun dört bir yanından gelen millet temsilcileri burada Mustafa Kemal'in etrafında toplandılar. Mustafa Kemal burada Büyük Millet Meclisi'ni kurdu. Milli Mücadele bu fakir bozkır kasabasından yönetildi. Sakarya'larda , İnönü'lerde ve düşmana son darbeyi indiren Büyük Taarruz'da Ankara, hep çarpan kalp ve düşünen beyin oldu....
Büyük kurtarıcının Ankara'ya ilk gelişi de anılarda ve gönüllerde apayrı bir anlam ve değer taşır. Bu yüzden Türk Spor Kurumu, Atatürk'ün Ankara'ya ilk gelişinin 17. yıldönümüne rastlayan 27 Aralık 1936 günü, bu tarihi olayı canlandıracak bir "Atatürk Koşusu" düzenlemişti. Bu koşu içinde Atatürk'ten özel olarak izin alınmıştı. Yarışma, O'nun Ankara'yı ilk gördüğü yer olan Dikmen sırtlarındaki Keklikpınarı mevkii ile Ulus Meydanı'ndaki Vilayet Konağı arasında olacaktı. Bu mesafe 10.800 metreydi.
27 Aralık 1936 günü yapılan ilk "Atatürk Koşusu" nu Ankara Demirspor kulübü atletlerinden Galip Darılmaz, 41 dk. 08 sn'lik derecesiyle kazandı. Bu ilk koşu, o gün başlayan bir geleneğin başlangıcı oldu . O günden sonra 27 Aralık günleri Ankara'da yapılan "Atatürk Koşusu" Türk atletizminde ve Türk sporunda güzel bir gelenek halini aldı. O tarihten beri Atatürk'ün ankara'ya gelişinin her yıldönümünde törenlerin yanısıra Atatürk Koşusu da yapılmaktadır.
1936-1938 yılları arasında bu kupayı kazananların listesi ise şöyle:
1936 : Galip Darılmaz (Demirspor) 41.08
1937 : Şevki Koru (Ankaragücü) 38.12
1938 : Mustafa Kaplan (Demirspor) 36.49
Gazi Koşusu
Atatürk adına bir de Gazi Koşusu düzenlenmektedir. Atatürk'ün Hipodruma gelerek at yarışlarını izlemesi ülkemizde yarışçılığın gelişmesine büyük katkılar sağladı. Ünlü İtalyan mimarı Viotti Violli tarafından yapılan modern "Ankara Hipodromu" da Atatürk'ün emir ve direktifleriyle inşa edilmişti.
Türkiye'de atçılığı ve yarışçılığı teşvik amacıyla kurulan "Yarış Islah Encümeni" de Atatürk'ün büyük desteğini görmüştü. Bu encümenin ricası üzerine adına bir "Gazi Koşusu" nun yapılmasına severek izin verdi (1926). Böylece Türk yarışçılık dünyasının en önemli klasik koşusu halini almış bulunan "Gazi Koşusu" 1927 yılından bu yana Türk yarışçılığına renk katmaya başladı.
İngiltere yarışçılık aleminde "Derby" ne ise, bugün Türk Yarışçılığında da "Gazi Koşusu" odur. "Gazi Koşusu" bugün Türk yarışçılığının en büyük ve en önemli klasiğidir. 1927 yılından bu yana aralıksız gerçekleştirilmektedir. Yarış dünyamızın en büyük klasiği olan Gazi Koşusu'nun armağanı, Atatürk'ün at üzerindeki gümüş heykelidir. Ünlü heykeltraş Şadi Çalık'ın eseri olan bu heykel 1970 yılından beri "Gazi Koşusu" galiplerine verilmektedir.
Atatürk son olarak 18 Ekim 1936 günü Ankara'da at yarışlarını izledi. Beraberinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Abdülhak Renda, Adliye Vekili Şükrü Saraçoğlu, Maarif Vekili Saffet Arıkan, Milli Müdafaa Vekili Kazım Özalp ve Prof. Afet İnanoğlu olduğu halde modern Ankara Hipodrumu'na gelen Büyük Atatürk , şeref tribününden Sonbahar Yarışları'nın üçüncü hafta koşularını ilgiyle takip etmişti.
Modern Ankara Hipodrumu'nu dolduran büyük halk kalabalığı gelişlerinde olduğu gibi gidişlerindede Ata'ya karşı içten kopup gelen büyük sevgi gösterilerinde bulunmuştu.
1927 - 1938 yılları arasında bu kupayı kazananların listesi şöyle:
1927 : Ali Muhiddin Hacıbekir'in "Neriman"ı jokeyi : İhsan Atçı
1928 : Atıf Esenbel'in "Primerol"u jokeyi : Yula
1929 : Celal Bayar'ın "Cap Griz Nez"i jokeyi : Clark
1930 : İsmet İnönü'nün "Olga" sı jokeyi : N. Horwath
1931 : Mr. Yantes'in "Young Turc"u jokeyi : Schenelly
1932 : Akif Akson'un "Lale"si jokeyi: N. Horwath
1933 : Karacabey Harasi'nin "Özdemir"i jokeyi : Yunus
1934 : Salih Temel'in "Ece"si jokeyi : Paul
1935 : Ahmet Atman'ın "Tomru"su jokeyi : N. Horwath
1936 : Memduh Alan'ın "Slem"i jokeyi : Paul
1937 : Salih Temel'in "Taşpınar"ı jokeyi : Davut Aktı
1938 : Said Halimin "Romance" jokeyi : N. Horwath
Futbol Maçları
Türk Futbolunda Büyük Atatürk'ün adına düzenlenen 1 büst ve 2 kupaya rastlanır. Bunlardan ilki 1928, ikincisi 1955, üçüncüsü ise 1964 yıllarındadır. Çeşitli tarihlere rastlayan bu üç büyük ve anlamlı kupanın ortak bir yanı vardır. O da her üçününde Türk Futbolunun iki ezeli rakibi Fenerbahçe ile Galatasaray'ın var oluşlarıdır.
Atatürk Büstü
1928 yılında, Büyük Atatürk tarafından 1925 yılında kurulmuş bulunan "Tayyare Cemiyeti" (bugünkü Türk Hava Kurumu) Atatürk'ün izniyle Fenerbahçe ile Galatasaray takımları arasında bir "Gazi Büstü" maçı tertiplemişti. Hasılatı "Tayyare Cemiyeti"ne ait olacak bu maçın galibine verilmek üzere ortaya bir de "Gazi Büstü" konulmuştu.
10 Mayıs 1928 günü Taksim Stadında yapılan ve Beşiktaş'lı Şeref Bey'in yönettiği maçta taraflar zorlu bir mücadeleden sonra 3-3 berabere kaldılar. Daha sonra yapılan maçı Galatasaray takımı kazandı. Bugün Galatasaray'ın binbir şan ve şerefle dolu müzesinin en değerli zafer anıllarından biri olarak yer almaktadır.
İstanbul Üniversitesi'nin Beyazıt'taki merkez binasının bahçesine dikilecek Atatürk Anıtı'na bir katkıda bulunmak üzere Milli Türk Talebe Birliği'nin de önayak oluşuyla İstanbul'un en güçlü beş takımı; Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş, Adalet, ve Vefa arasında bir turnuva düzenlenmişti. Hasılatı bu anıtın hazırlanmasına bırakılan bu turnuvanın armağanı olarak da anıtın dev bir maketi ortaya konulmuştu.
1955 yılı Mayıs ayında yapılan "Atatürk Kupası" maçları olağanüstü bir ilgi uyandırdı. 7,8,14,15,18, ve 19 Mayıs günleri İnönü Stadın'nı tamamen dolduran büyük seyirci kalabalığı önünde yapılan maçlarda şu sonuçlar alındı:
Adalet - Vefa 4-1
Beşiktaş - Galatasaray 1-0
Fenerbahçe - Vefa 3-2
Adalet - Beşiktaş 2-0
Fenerbahçe - Adalet 1-0
Galatasaray - Vefa 2-2
Galatasaray - Fenerbahçe 3-2
Beşiktaş - Vefa 5-2
Adalet - Galatasaray 3-1
Fenerbahçe - Beşiktaş 4-4
Bu maçlar sonunda Adalet takımı birinci , Fenerbahçe ikinci oldular...
Adalet takımı tarihe karışmış bulunmaktadır. Bu anlamlı anıt maketi ise Adalet Fabrikasının şeref köşesinde yer almaktadır.
Atatürk Kupası
Futbolda Büyük Atatürk'ün adına üçüncü kupa 1964 yılında düzenlendi. Cumhuriyet Halk Partisi tarafından, Türkiye Ligi şampiyonu ile Türkiye Kupası sahibinin oynayacakları maçın galibine verilmek üzere bir "Atatürk Kupası" ortaya konuldu. Bu anlamlı kupa , beş yıl içinde en fazla kazanan takımın olacaktı.
1963-1964 sezonunun Türkiye Ligi şampiyonu Fenerbahçe ile Türkiye kupası galibi Galatasaray, 2 Temmuz 1964 gecesi İstanbul İnönü Stadı'nda karşı karşıya geldiler.
29.933 seyircinin izlediği bu önemli ve anlamlı maçı Romen hakem Mihailescu yönetti . Galatasaray ilk yarıyı Metin Oktay'ın attığı golle 1-0 önde kapadı. ikinci yarıda çok güzel ve üstün bir oyun çıkaran Fenerbahçe , ikisi Ogün'ün ve biri Şeref 'in golleriyle ezeli rakibini 3-1 yenerek "Atatürk Kupası" nı kazandı.
Maçın en ilginç yanlarından biri, Fenerbahçe'ye "Atatürk Kupası"nı kazandıran gollerden ikisini Atatürk'ün hayata gözlerini yumduğu 10 Kasım 1938 günü dünyaya gelen Ogün Altıparmak'ın atmış olmasıydı. Fenerbahçe ve Türk Milli Futbol Takımının bu gözde oyuncusunu, Büyük Atatürk'ün öldüğü gün doğduğu için babası, o günün anısına hürmeten Ogün adını vermişti.
Fenerbahçeli Ogün Altıparmak maçtan sonra gazetecilere: " - Hayatımı yaşadım bu gece!" demekle duyduğu tarifsiz mutlulğu dile getirmişti.
Ulu Gazi Güreşleri
Öte yandan 19 Eylül 1933 Çarşamba akşamı İstanbul'da Maksim Salonu'nda İtalyanlarla yapılan güreş müsabakası Büyük Gazi'nin huzurunda gerçekleşti. Güreşçiler, Atatürk'ün önünde mücadele etmeyi büyük bir mutluluk olarak kabul etmiş ve en tarihi günlerini yaşamışlardır. Şimdiye kadar hiçbir spor şubesinin ulaşamadığı bu büyük zafere güreşçiler erişmiştir. Müsabaka sonunda Türk güreşçiler Atatürk'ün yanına giderek şöyle konuştular: "Sporumuzun erdiği şerefli günü hersene kutlamak amacıyla 19 Eylül günleri bütün güreş bölgelerinde ULU GAZİ GÜREŞLERİ adı altında müsabakalar yapmak istiyoruz. Bu bayramm büyük kongremizce kabul ve tasdik edilmesini teklif ve rica ediyoruz"
Güreş Federasyonu'nun bu teklifi Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı'nın VII. Genel Kongresi tarafından kabul ve tasdik edilmiş olmasına rağmen "Ulu Gazi Güreşleri" gerçekleşememiştir.


ÇOCUK VE SPOR

ÇOCUĞUN SPORA BAŞLAMA YAŞI

Çocuğun Spora Başlama Yaşı: 4 yaş civarıdır

Çocuğun spora ve düzenli egzersizlere, özellikle cimnastik ve yüzme gibi sporlara en erken başlama yaşı 4 yaş civarıdır. Bu dönemde çocuk önce çevrenin farkına varmaya başlar, kıskançtır, olaylar arasındaki ilişkileri anlayamaz, büyüsel düşünce belirgindir, nedensellik, niyet gibi kavramlar gelişmektedir. Abartılı öyküler anlatır, abartılı davranışlar dener, hareketlilik ileri derecededir. Aşırı baskılı tutum istenmeyen davranışın sürmesine neden olur ve çok konuşur. Bu nedenle kontrolünü kazanabilmesi ve coşkusunu yaşabilmesi için büyük oyun alanlarına gereksinimi vardır. Hareket etme isteğinin güçlü olması nedeniyle davranışlarında belirsizlikler bulunur ve atak davranışları zaman zaman sorunlara yol açabilir.

ÇOCUK 5 YAŞINA GELDİĞİNDE: Yön kavramı gelişir, desteklenmelidir.Bu dönemde çocuk çevresine uyum sağlamaya başlar. Kendisini biraz daha tanımaya başlar, tutarlılık ve kararlılık kavramlarını anlayarak bunlara gereksinim duyar. Ancak dünyası hala bulunduğu yer ve zamanla sınırlıdır. Evine, anne ve babasına bağlılığı ve bağımlılığı sürmektedir, buna karşılık çevresini de genişletmek ister. Yine bu dönemde yön kavramı gelişmeye başladığı için desteklenmelidir. Tutarlı davranışlar onu güvenli kılar, oyunsa en temel gereksinimidir.

 

5 yaş, spora başlamak için oldukça uygun bir dönemdir. Ancak bu dönemde çocuğun oyuna olan gereksinimi üst seviyelerde olduğu için oyun ağırlığı daha belirgin spor faaliyetleri seçilmelidir. Aşırı yorgunluk ve bitkinliğe neden olacak çalışmalar, bedensel gelişim kadar ruhsal ve zihinsel gelişimi de olumsuz etkileyecektir. Öğrenmeye en açık olunan 5 yaş döneminde tek yönlü yoğun uğraşlardan da kaçınmak gerekir çünkü, bu tür uğraşlar kişiliğin çarpık gelişmesine neden olabilir.

Yoğun yarışmalarsa çocuğun dengesini bozar, gelişimini aksatır. Herkesin bir nedenle kazanacağı yarışma türleri destekleyici ve yüreklendirici olmaktadır. Bu yaşlardaki kırgınlıkların kalıntıları ileri yaşlara taşınır.

OKULA BAŞLARKEN: Sporun olumlu katkılarının en yoğun yaşandığı dönem

Somut işlemler dönemi de başlar. Çocuğun cinsel kimliği oluştuğu için kendi cinsiyetinden arkadaşlarıyla bir arada bulunur. Bedensel ve ruhsal olarak dengeli bir dönemdedir. Sporun olumlu katkılarının en yoğun yaşandığı dönemdir bu nedenle de antrenör ve sporcular özdeşim nesnesi olmaya başlar. Yine bu dönemde somut yargılama olmadığı için dövüş sporlarının felsefesini kavramakta zorluk çekerler. Gruba ve arkadaşlara olan bağımlılık ağırlık kazanmaya başlar, farklı yeteneklerini sınama ve farklı uğraşlara kayma sık görülür. Bu bir tanıma sürecidir. Kendi fikirlerini sınama ve paylaşma yolunda büyük istek duyar, merak ve macera dürtüsü gelişir.

ERGENLİK YILLARI: Spor, bu dönem gençlerinin temel gereksinimlerine doyum sağlayacak önemli bir etkinlik alanıdır.

Kendisini tanıma yolunda büyük istek duyduğu dönemlerdir. Bu dönemdeki hızlı bedensel, ruhsal ve zihinsel değişimlere uyum sağlamakta güçlük çeker. Bir gruba ait olma duygusu çok güçlüdür. Özdeşimi anne ve babası dışındaki tüm popüler kişi ve gruplar olabilir. İlgisi karşı cinste yoğunlaşır. Yoğun çelişki ve ikilemlerin yaşandığı bir dönemdir. Bunlar arasında, güven-güvensizlik, aşırı hareket-aşırı durgunluk, başarı-başırısızlık, bağımlılık-bağımsızlık, aşırı dikkat-aşırı dikkatsizlik, kırılganlı k-aldırmazlık, özverili-acımasızlık gibi kavramlar sayılabilir.

Spor, bu dönem gençlerinin temel gereksinimlerine doyum sağlayacak önemli bir etkinlik alanıdır. Kendisini, gücünü, yeteneklerini tanıyacak, sınayacak ve geliştirecektir. Yarışma, kazanma, kaybetme gibi konularda baş etme yolları arayacaktır. Bir gruba aitt olma ve paylaşma duygularını yaşayabileceği sağlıklı bir ortam bulacak, sağlıklı özdeşim nesneleri bulma olasılığı artacaktır.

ERKEN YAŞTA SPORA BAŞLAMAK...

Sporun yararları ve gerekliliği konusunda önemli ölçüde fikir birliği sağlanmaktadır. Özellikle erken yaşlarda spora başlamanın getireceği alışkanlık, ileride yaşam boyu spora katılımın temellerini atacak, sağlıklı ve zinde bir organizma kazanılmasına yardımcı olacak, üretken ve mutlu bireyler olmayı sağlayacaktır. Öte yandan, erken yaşlarda katılımla ilgili olarak, bazı bilgilerin her kesim tarafından bilinmesi ve hatırlanması yararlı olacaktır. Özen gösterilmediğinde, yararlı olması hedeflenen uygulamalar, küçük yaştaki bireyleri hem bedensel hem de zihinsel olarak olumsuz yönde etkileyebilmektedir.
Her çocuğun fiziksel, ruhsal, zihinsel ve toplumsal gelişimi birbirinden farklıdır ancak, belli gelişim dönemleri, eğilimler ve belirli davranış kalıpları hemen her çocukta ortaktır. Çocuğun gelişme dönemleri birbirinden kesin sınırlarla ayrılmaz. Gökkuşağının renkleri gibi bir önceki dönemin özelliklerinin geçişleri ve izleri bir sonraki dönemde de kendisini gösterebilir. Bu dönemlerin özellikleri anne ve babalar, antrenör ve eğiticiler hatta çocukların kendileri tarafından bilindiğinde, hazırlanacak programlar daha başarılı ve sağlıklı olacaktır. Böylece katılım ve paylaşım artacaktır.

Bu bağlamda spor, çocukluk ve ergenlik döneminde sağlıklı büyüme ve gelişmeyi destekler, çok yönlü gelişmeye olanak sağlar. Gelişim, özelliklerini bilen niteliklerinin olması, bu olanakların tüm gençlere ulaşabilir yaygınlıkta bulunması gerekmektedir. Hatalı yaklaşımlar en kırılgan dönemlerini yaşayan gençler için çok örseleyici yaşantılara neden olabilmektedir. Çocukluk ve ergenlik döneminde bedensel etkinliklere katılım büyüme ve gelişmeyi desteklemektedir.

Her çocuğun günde en az bir saat kadar fiziksel olarak aktif olması gerekmektedir. Bu şekilde, kalp ve damar, hareket, solunum sistemi sorunlarrı ile diyabet gibi daha ileri yaşlarda ortaya çıkma olasılığı olan hastalıklara yakalanma riskinin azaltılması mümkündür. Uygun ve bilinçli bir şekilde planlanmış fiziksel etkinlikler ve sporla bu sistemlerin işlevleri daha verimli düzeye getirilebilir.

SPOR YAPAN ÇOCUĞUN BESLENMESİ

Gerek sağlıklı bir yaşam gerekse katıldıkları spor etkinlikleriyle ilgili olarak çocukların doğru beslenme alışkanlığı geliştirmeleri için desteklenmeleri gerekmektedir. Çocukların beslenmeleri büyüme döneminde oldukları dikkate alınarak düzenlenmelidir.

SPORLA İLGİLİ ÖNLEMLER

- Yarışma sporlarına katılımla ortaya çıkabilecek sağlık sorunlarının önlenmesi amacıyla çocukların ayrıntılı bir kontrolden geçmeleri gerekmektedir.
- Diyabet, astım gibi kronik sağlık problemi olan çocukların uygun yönlendirmeyle çeşitli spor etkinliklerine katılabilmeleri mümkündür.
- Yarışmaya yönelik halter gibi ağırlık kaldırmayı içeren spor dalları ile başa alınacak darbelere açık spor dallarına katılım ergenlik dönemi sonuna kadar önerilmektedir.
- Uzun mesafe koşularına katılım içeren yarışmalar ve antrenmanların ergenlik dönemi sonuna bırakılması önerilmektedir.
- Aynı vücut bölgesine sık tekrarlayan yüklenmelerin yer aldığı spor dallarına katılım ve antrenman şekli özellikle kıkırdak zedelenmelerine yol açabileceğinden dikkat edilmeli ve gerekirse koruyucu malzemelerin kullanılması sağlanmalıdır. Aşırı kullanım durumları olarak isimlendirilen bu sorunlar bazen basit ağrılar şeklinde başlayabilir. Öncelikle sorunun ciddi olabileceğinden şüphelenilmeli ve uzman bir hekime danışılmalıdır.
- Açık havada ve sıcak ortamda spora katılım, vücut alanları büyüklere oranla daha küçük olan çocuklarda, ısı birikimine bağlı sağlık sorunlarına yol açabileceğinden çalışmalar sırasında sık ve az miktarlarda su içme ve gölgede dinlenme molaları verilmelidir. Çocuklar çok sıcak ve nemli havalarda dış ortamlarda yapılan çalışmalara sokulmamalıdır. Yüzme dalında vücut yağ dokusu az olan ve soğuk suya henüz alışkın olmayan çocukların antrenmanları sırasında sı kayıplarını en aza indirmek için sık dinlenme ve ısınma araları verilmelidir.

AİLELER İÇİN...

- Aile bireyleri, çocukların katılımları açısından bir örnek oluşturacak şekilde spor yapmalı veya kendileri de fiziksel olarak etkinlikte bulunmalıdır.
- Çocukların spora katılımları desteklenmeli, ödüllendirilmeli ve ilgi gösterilmelidir.

ANTRENÖRLER İÇİN...

- Spora katılacak çocukların sadece kronolojik yaşı değil, olgunluk, vücut yapısı, yenetek ve cinsiyetleri gözönünde bulundurularak sınıflandırılmaları ve çalışma programlarının ona göre hazırlanması gerekir.
- Antrenmanlar çocuğun yukarıda belirtilen özelliklerine göre planlanmalı, yeteneğini geliştirecek ancak yaralanmalara yol açmayacak yöntemlerle sürdürülmelidir.

OKUL YÖNETİCİLERİ İÇİN...

- Spor teşkilatı ve kulüpler ile okul sporu sisteminin işbirliğine büyük ihtiyaç duyulmaktadır.
- Çocukların oyun ve spor ihtiyaçlarını karşılayacak planlamalar yapılmalıdır.
- Beden eğitimine paralel olarak sağlık eğitimi müfredatında gelişmeler yapılması gerekmektedir.
- Okul dışı etkinliklerin arttırılması sağlanmalıdır.
- Çocuk ve gençlerin spor alanları ve salonlarına ulaşımları ve tesisleri kullanımları kolaylaştırılmalıdır. 


SIKÇA SORULAN SORULAR

http://mugla.gsb.gov.tr/Sayfalar/sss.aspx






  • pause

SPONSORLAR